Sarı Kayaklar ve Sessiz Dağlar

Kategori: Doğa Sporları,Kayak,Yazılar | Mart 20, 2012
Sarı Kayaklar ve Sessiz Dağlar için yorumlar kapalı
Ekibimiz son derece hızlı tırmanıyor.

Tur kayağı ile iki yıl önce tanıştım ve de tanışmakta çok geç kaldığımı düşündüm. Tur kayağı ile tanışmama vesile olan, onlardan ödünç aldığım kayaklarıma fok derilerini takarken popomun fotoğrafını çeken ya da “bugün kaç ağaç devirdin Tolga” diye alay edip kahkalara boğulan ilginç Fransızlara rağmen yılmadım. Her gün sabah Arpalık Yaylası’na çıkıp inerek kendimi geliştirmeye çalıştım. Karşılarına çıkıp onlarla Emler’e tırmanmak istediğimi söylediğimde benimle yine dalga geçtiler. Moralimi bozmadım, aksine daha da hırslandım. “Bir gün ben de en yüksek ve en dik zirvelere bu kayaklarla erişeceğim” dedim kendi kendime. Aynı yıl, kayakla bir çok yedi ve sekizbinlik tırmanışları olan Avusturyalı bir gurupla tanıştım. Bu guruptan bir çiftin benim kayak öğrenmeye olan ilgimi ve çabamı görüp, “Bizim evde eski ama iş görür bir çift kayak ve tur ayakkabıları var sana versek ister misin?” demeleriyle dünyam değişti. Ne yazık ki kayaklar elime çok geç ulaştı, ancak beklemek zorunda kaldığım uzun sürenin acısını çıkartmaya kararlıydım. 2006 yılına hızlı girdik. Ocak’ta Erciyes’te 2900 metreye Derya (Duman) ile yirmi beş kg’lık kamp yükünü kayakla rahatlıkla çıkartıp geri indik. Yıllar yılı derin karda bata çıka tırmanmaya çalıştığımız, her adımın sanki ayrı bir işkence olduğu etkinlikler geldi aklımıza. Bir kaç günümüzü de telesiyejle kayak yaparak geçirdik. Doğrusu ezilmemiş dik eğimlerde kaydıktan sonra telesiyejin güdük pistleri benim gibi bir acemiye bile hikaye geldi. Ankara’da Mire Dağı’na tırmanış ve inişte Ertuğrul (Melikoğlu) Abi bize sık çalıların arasından değişken eğimde nasıl slalom(!) yapılabileceğini gösterdi. Her iki dönüşte bir kendimizi yerde buluyorduk ama olsun, bir de çalı kayağı tecrübemiz olmuştu böylece. Arkasından Aladağlar’da çeşitli deneme ve alışma çıkışları yaptım. Ancak hala zihnimde dik eğimlerden hiç inemeyecekmişim gibi bir çekince vardı. Cesaretimi toparlayabilmek için sanki birisinin beni yamaçtan aşağı iteklemesini bekliyordum.

devamı ›